İlk Öğretmenim

“İdealist bir öğretmenin başarabileceklerinin bir sınırı yoktur.”

Bu önermenin tam karşılığıdır “ÖĞRETMEN DUYŞEN” romanın anlattığı. Çok ilginçtir, aslında bir öğretmen de değildir Duyşen. O sadece aydınlanmaya, kalkınmaya, eğitime ve insana inanmış bir posta dağıtıcısıdır. Eğitimi de askerde edindiği “çat-pat” okuma ve yazmadır. Normal şartlarda gazete okumaya bile ancak yetecek bir eğitimi vardır. Fakat Sovyet devriminden sonra yaygınlaşan Sovyet gençlerinin eğitilmesi projesinin köylere kadar ulaşmasını sağlamak isteyen her idealist insan öncelikle geri kalmış kendi köylerine giderek bu çalışmalara başlamıştır. (Ama her toplumda olduğu gibi) bu samimi çabalar her zaman desteklenmez, (doğru kabul edilip) kolaylaştırılmaz, yardım görmez. Hatta engel olunur. “Öğretmen Duyşen” in başına gelenler de bunlardır. Çocukların (kendi başına büyük zorluklarla yaptığı ve köylülerin alayla karşıladıkları) okula gelmesi için ev ev dolaşarak bazen ikna ederek, bazen tehdit ve zor kullanarak, bazen yalvararak öğrenci toplanmaya çalışılır.  
Okula getirebildiği öğrencilerden birisi de annesi ve babası savaş sırasında ölmüş, amca dediği babasının amcaoğlunun yanında kalan Altınay Süleymanova’dır.
 
Yıllar sonra bir okul açılışı için tekrar köyüne gelen Profesör Süleymanova’nın üzerinden anlatılır roman.
 
Okumak için katlandığı sıkıntı ve baskıların anlatıldığı bölümler özetlenemeyecek kadar güzel ve etkileyicidir.
 
Cengiz Aytmatov çok başarılı onca kitabı olmasa ve sadece bu romanı yazmış olsaydı bile dünya edebiyatının devleri arasına girecekti.
 
“Okumak” ve üzerinde ”Düşünmek” gereken eşsiz bir kitap ÖĞRETMEN DUYŞEN  

Metaforlar

  Romanın başında anlatıcı bir resim yapar. Tabloda bir köy ve köyün arkasındaki bir tepede yan yana büyümüş iki kavak ağacı, roman boyunca karşılaştığımız imkansız bir sevginin sembolü, önemli bir metafordur