Inception

Başrollerinden mi yoksa yönetmen koltuğundaki isimden mi saymaya bağlayacağımızı bilmediğimiz bir kadro var karşımızda. Inception filmi, Christopher Nolan tarafından yazılan ve yönetilen, son yirmi beş yılın en iyi filmlerinden birisidir. Başrolünde yer alan deneyimli aktör Leonardo Dicaprio’nun yine oldukça başarılı bir performansını izliyoruz.
Inception beyazperde gösteriminde büyük ilgi görmüş ve birçok ödüle layık görülmüştür. Beyazperdede gördüğü bu ilginin ardından, listelerde de ilgi görmüş ve film geniş bir kitle tarafından övülmüştür.
Oldukça karmaşık bir film olan Inception, vizyona girdiği ilk günden itibaren belirli tartışmaların merkezine yerleşmiştir. Bu durum henüz nihayete varabilmiş değildir. Film vizyona girdikten sonra belirli çevrelerde filmin içeriğinin gerçek olup olmamasına dair konuşmalar yapılmış, seminerler düzenlenmiştir. Bu durum, sinemanın insan yaşamına olan etkisini anlatmak için oldukça güzel bir örnektir.
Inception, felsefi ve bilimsel temeller üzerine kurmaya çalıştığı bir senaryo yapısı barındırır. Bu yapı, ondan fazla kez yıkılmış ve tekrar inşa edilmiştir. Yani senaryo, defalarca revize edilmiştir. Bu bir filmin başarısının en önemli sırlarından birisidir.
Ancak, bu başarısını, son anlarda gölgelemiştir. İçerisine kattığı aksiyon dolu sahneler, filmin kalitesini bir hayli düşürmüştür. Bu durum, tamamen maddi çıkarların araya girmesinden kaynaklanmaktadır.
Şimdi ise sırada Inception’ın ardında yatan zekayı gösteren bilgilerde;
 

• Filmin ana karakterleri olan Dom, Robert, Eames, Arthur, Mal ve Saito’nun isimlerinin ilk harflerini birleştirince “DREAMS”, yani “Rüyalar” sözcüğü oluşur.
• Filmde uykuya dalmak için Édith Piaf dinlediklerini hatırlarsınız. Şimdi sıkı durun, filmin müziği aslında Piaf’ın “Non, je ne Regrette Rien” şarkısının yavaşlatılmış halidir. Filmin süresi 2 saat 28 dakikadır, şarkının orijinal baskıdaki uzunluğu ise 2 dakika 28 saniyedir. Rüyada zaman daha yavaş geçtiği için bu yavaşlama detayı zekice.
• Ana karakterlerden bazılarının isimlerinin anlamları da şaşırtıcı.
Dom Cobb’un en başından beri amacı, eve dönmek. Dom, Slav dillerinde “ev” anlamına geliyor. Latincedeki “domus”tan türemiştir. Cobb ise fonetik olarak Urduca, Sanskritçe, Hintçe gibi dillerde “rüya” anlamına gelmektedir.

Yusuf, rüyalara dalmak için ilaç üreten bir karakter. Kutsal kitaplarda Hz. Yusuf, rüya yorumlama yeteneğine sahip bir isimdir; ona gönderme olduğu aşikar.

Mal ismi ise Malorie’nin kısaltılmışıdır. Fransızca “malheur”den gelir ve “mutsuzluk” anlamına gelen sözcüklerden türemiştir. “Mal” ise yine Fransızcada “kötü/şeytanî” anlamlarına gelir. Karakteri canlandıran Marion Cotillard’ın Fransız olduğunu da hatırlayalım.

Filmin belki de bu kadar başarı sağlamasını sağlayan en büyük etken de sonuydu. Filmin ucu açık bırakılmıştı; Cobb rüyada mı, gerçeklikte mi?
Çocuklarını gördüğü sahnede rüyada olmadığı görüşünü savunanlar çoğunlukta.