info@okuyanbilir.com

AĞRI DAĞI EFSANESİ

AĞRI DAĞI EFSANESİ

 Ağrı Dağı Efsanesi, Yaşar Kemal tarafından yazılmış bir romandır. Kitabın 1.baskısı 1970 yılında Cem Yayınevi tarafından basılmıştır. Bu tarihten sonra da birçok yayınevi tarafından basılmıştır.

 Ağrı Dağı Efsanesi, aslında bir aşk destanıdır. Roman, geleneklerini Mahmut Han’a karşı savunan Ağrı Dağı eteklerinde yaşayan Ahmet ile Gülbahar arasındaki aşkı konu edinir. Yazar, eserinde aşkın gücünü ve geleneklere bağlılığı akıcı, sade ve yöresel bir dilde anlatmıştır.

· “Kim ki, bu delikleri kapatır, o kişi bu sarayı temelinden yıkar. Bu sarayı ben o deliklerin ışığı üstüne kurdum. Kim ki zindanın ışık ocaklarını kapatır, tekmil belalar onun başına yağacak, hiçbir zaman soyu, geleceği iflah olmayacaktır. Kim ki benim bu mektubumu bu sarayda oturacaklara iletmezse, onun soyu kuruyacaktır.” (AE:34,36)

“Bu, Ağrıdağının öfkesidir. Ağrı çok öfkelenmiş, sonra da atalar Ağrının bu öfkesine türkü yakmışlar.” (AE:27)

“Varsın o yaşasın da bir daha ölünceye kadar yüzünü görmeyim. Varsın yaşasın da… Varsın yaşasın. Dağlarda kurt sürüsü kadar çocukları olsun. Varsın o yaşasın da, ben öleyim.” (AE:47)

“Kim ki, bu delikleri kapatır, o kişi bu sarayı temelinden yıkar. Bu sarayı ben o deliklerin ışığı üstüne kurdum. Kim ki zindanın ışık ocaklarını kapatır, tekmil belalar onun başına yağacak, hiçbir zaman soyu, geleceği iflah olmayacaktır. Kim ki benim bu mektubumu bu sarayda oturacaklara iletmezse, onun soyu kuruyacaktır.” (AE:34,36)

METAFORLAR

Kılıç Metaforu:

Ahmet Gülbahar’a karşı biraz soğuk davranır. Bunu belirtmek amacıyla Ahmet yatağın ortasına kılıç koyar. Aralarında bir sorun olduğunu Ahmet böyle belirtir. Gülbahar bunu anlamıştır. Ahmet aralarındaki sorunu Gülbahar ile konuşur. Sonrasında Ahmet ne yapması gerektiğine karar verir.

Saç Metaforu:

Ahmet’in başı derttedir. Gülbahar onu kurtarmak için yan karakterlerimizden olan Memo’dan yardım istedi. Memo’ya ne isterse vereceğini söyledi. O vakit Memo Gülbahar’a “Saçından birkaç tel isterim” dedi. (AE:70) Sonunda Memo ile anlaştılar. Buradaki metaforumuz saçtır. Saç Anadolu’da namus demektir. Yani Memo namusunu istemiştir. 

Kuyudaki Delik Metaforu:

Beyazıt Sarayı zindanının kuyusunda bir delik vardır. Delik bir insan boyu yüksekliğinde ve bir el büyüklüğündedir. Bu deliği duymayan, bilmeyen yoktur. Bu deliği sarayın yapıcı başısı yapmıştır. Bu kişi çok hapiste yatmıştır. Bu yüzden bu zindana bir delik yapacağım, bu delikten karanlığa pare pare ışık düşecek demiştir. (AE:34)

Bu delik aslında o zindanda yatanlara dışarıda ayrı bir dünya olduğunu anlatmaktadır. Bunu bilirsek umudumuzu yitirmeyiz. O delikten gelen ışık da bizim içimizde hep var olan ve sönmemesi gereken umut ışığıdır. Bir gün o zindandan çıkabileceklerini bunun için de içlerinde hep umut olması gerektiğini bilmelidirler.

At Metaforu:

Kitabımız Ahmet’in evinin önüne kır bir at bırakılması ile başlamıştı. At’ı Ahmet istememesine rağmen at onu bırakmadı. Sonunda bunun bir işaret olduğunu Sofi ile anladılar. At murattır. Zaten atın Ahmet’e gelmesinden sonra Ahmet’in karşısına Gülbahar çıkmıştır. Bu onun kısmeti olmuştur.

· “Ne istersem verir misin?” “Canımı iste, canımı veririm Memo,” “Saçından birkaç tel isterim.” (AE:70) · “ …Bu namus belası da mı gelecekti başıma? Bu kız bunu da mı getirecekti başıma? Demek Memo ha? Demek Memo’yu büyüledi bu sihirbaz. Demek soyumu lekeledi bu kız…” (AE:78)

“Korku onu imana getirdi. O altın sarayının, mermer, gümüş sarayının yerle bir edileceğini anladı. Anladı da dize geldi kâfir.” (AE:112)

“Paşa, Paşa, duydun mu baharın kavalcısını? Anladın mı Paşa? Ağrının öfkesi üstüne olsun… Ağrının belası üstüne olsun. Bırak yakasını sevdalıların.” (AE:98)

“ Bizim geleneğimizde yok ama bu kalenin bu göl kıyılarının, bu ovaların geleneğinde var… Onun için koydum kılıcı aramıza. Baban seni bana verinceye kadar sana el süremem.” (AE:89)

Yaşar Kemal

Asıl ismi Kemal Sadık Gökçeli’dir. Yaşar Kemal, 1926’da Osmaniye’nin Kadirli İlçesine bağlı Hemite köyünde dünyaya geldi.

Ortaokulu, son sınıf öğrencisiyken tek etmiştir. Sonrasında ırgat kâtipliği, öğretmen vekilliği, traktör sürücülüğü, ırgatbaşılık ve kütüphane memurluğu yapmıştır. 1940’lı yıllarda Pertev Naili Boratav ve Abidin Dino gibi sol eğilimli kişilerle ilişki kurdu. Siyasi nedenlerden ötürü 17 yaşında ilk tutukluluk deneyimini yaşadı. İlk kitabı Ağıtlar’ı 1943’te yayımladı.

 Yaşar Kemal’in eserleri öyle beğenilmişti ki kırkı aşkın dile çevrilmiştir. Köy sorunlarını, ırgat ağa ilişkisini, kan davasını romanlarına konu etmiştir. Türkiye’de çok sayıda ödül almıştır. Bunun yanı sıra yurtdışında aralarında Uluslararası Cino del Duca ödülü bulunan daha birçok ödül almıştır. En son aldığı ödülü 9 Kasım 2013’te almıştır. Bu ödül “Bjornson Ödülü” dür. 28 Şubat 2015 tarihinde İstanbul’da hayata gözlerini yummuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir