info@okuyanbilir.com

FAUST

Faust… Okumaya başladığım andan itibaren içine çeken ve beni değiştireceğini anladığım kitaptır kendisi. Goethe’nin muhteşem yeteneği ve zekâsı ile birleşince harikalar çıkmış ortaya. Yalan söyleyemem. Okumakta zorlandığım ve bazen de sıkıldığım kısımlar oldu ama bu genel bakışımı değiştirmiyor. Yapacağım bu değerlendirmeyi daha çok Faust ve Mefisto yani ‘iyi’ ve ‘kötü’ kavramları üzerine yoğunlaştırmak istiyorum.
Her ne kadar toplumca olumlu karşılanan davranışlara iyi, olumsuz karşılananlara kötü desek de iyi ile kötü toplumdan topluma, çağdan çağa, bireyden bire, hatta bir bireyin zaman içindeki değişimine göre değişmektedir.
“İyi ve kötü, Yin ve Yang denildiğinde akla gelen amblem, iç içe siyah ve beyaz renklerinden oluşmaktadır. Amblemdeki kavis ise sonsuz döngüyü, değişimi anlatmaktadır. Yin ve Yang artı ile eksi değerlerin sembolleridir. Her ikisi de birbirini tamamlamaktadır. Biri olmadan ötekinin de var olabilmesi mümkün değildir. Her ikisini de anlamlı kılan şey aralarındaki zıtlıktır. Çünkü inanışa göre her şey ancak ve ancak zıddıyla varlık kazabilir. Böylelikle her Yin’in içinde bir Yang, her Yang’ın içinde de bir Yin vardır. Ve hem Yin hem de Yang birbirine dönüşebilir.”
Yani hepimizin içinde iyi ve kötü vardır. Yin ve Yang misali. Peki, biz Yin mi yoksa Yang mıyız? İçimizde bulunan iyilik mi yoksa kötülük mü hâkim olacak bize? Bunu da çok kısa bir öykü ile açıklamak istiyorum:
“Kızıldereli bilgeye bir gün oğlu iyiliği ve kötülüğü sorar. Oğluna gülümseyerek bakan adam çadırın önündeki iki tane güçlü ve sürekli kavga eden köpeği gösterir. “Bak.” der. “İyilik ve kötülük onlar gibidir. Sürekli kendi içlerinde savaşırlar.” Oğlu bir süre susar ve ardından sorar: “Peki, hangisi kazanacak bu köpeklerden?” Bilge oğluna gülümser, tekrar köpeklere bakar ve “Hangisini iyi beslersem…” der.”
Faust, Tanrı tarafından hepimize bahşedilen erdemi bulmuştur. Aklını kullanarak yaşamını yönetmeyi, karar ve davranışlarına aklı ile yön vermesi gerektiğini öğrenmiştir. Bir nevi kendi içindeki iyiliği fark etmiş ve ona yönelmiştir. Bu yönleri ile de iyiliği temsil etmektedir.
Mefisto, hayatını düzgün bir şekilde idame ettirenleri kötülük unsuruna sevk etmek isteyen bir şeytandır. Bunun için de kişinin zaaf noktalarını yakalamakta ve her an, her saniye hain planlar hazırlayarak, türlü türlü hilelere, büyülere başvurarak onların yenik düşmesini sağlamaktadır. İnsanı yoldan çıkarması, Tanrı’dan uzaklaştırmaya çalışması, sürekli yanlış ve hata yapmaya sürüklemesi ile kötülüğü, kötü bir karakteri simgelemektedir.
Margaret, aslında dine ve ahlaka çok düşkün birisidir. Ancak nefsine yenik düşer ve yaptığı hatalar dolayısıyla cezalandırılır. Fakat sonradan kitapta ‘Bir Tövbekâr Kadın’ adını alarak Faust’ un ruhunu karşılar. Yani bu karakter de başta kötülüğe yönelse de sonrasında hatalarının farkına vararak bir şekilde iyiye, doğruya yönelir. Bu yönü ile de iyi bir karakteri, iyiliği simgelemektedir.
Wagner, saf ve duyguları ile hareket eden iyiliği sergileyebilecek bir karakterdir.
Marta, kendi halinde yaşayan ve Faust ile Margaret arasında arabulucuk yapan bir kadındır. İhtirası ile Margaret’i kötü yola sokması ile bu karakterimize de kötülüğü temsil eder diyebiliriz.
Her ne yaşarsak yaşayalım iyi ve kötü hep içimizdedir. Hiçbir şey için geç değil. Hâlâ kendimizi değiştirme imkânımız var. Hayat yolunda, değişimden korkmadan, yanlışlarımızı düzelterek başkalarının dediklerine körü körüne inanarak değil, deneyerek, deneyimleyerek ilerlemeliyiz. Heraclitos’un dediği gibi “Soğuk şeyler ısınır, sıcak soğur, ıslak kurur, kuru olan nemlenir.” Her şey değişim halindedir ve gerçeklik, değişimdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir