info@okuyanbilir.com

GENÇ WERTHERIN ACILARI

GENÇ WERTHERIN ACILARI

Genç Werther’in Acıları,Johann Wolfgang von Goethe tarafından 1774 yılında kaleme alınmış, Werther isimli -aslında Goethe’yi tasvir eden- ana karakterin Wahlheim isimli kurgusal bir kasabaya taşınarak yaşadıklarını anlattığı bir roman.

Yazıldıktan sonra Almanya başta olmak üzere Avrupa’da büyük bir etki uyandırmış,intiharlara sebep olmuştur.Sırf bu yüzden kitabın bir kısmının sansürlendiği düşünülmektedir.

Kitabımız ana karakter Werther’in arkadaşı Wilhelm’e yazdığı gündelik mektupların birleşmesiyle oluşmuştur.Olay örgüsü ise Lotte isimli bir kadına olan aşkı etrafında gerçekleşmektedir,konu Werther ve Lotte ilişkisidir.

Ana karakter Werther,yardımcı karakterler ise Wilhelm,Lotte ve Albert’tir.Lotte,Werther’in aşık olduğu kadındır ve Albert de kendisinin nişanlısıdır.Wilhelm ise olayların anlatıldığı kişidir. Olaylar 1771 yılının Mayıs ayında başlamış, Aralık ayında ise bitmiştir.Kahraman bakış açısı hakimdir. Çoğunlukla öyküleyici anlatım kullanılmıştır. Yazar,akıcı bir şekilde anlatmıştır bize olayları.

Olayları kısaca özet geçecek olursak: Werther,tüm umutlarını Lotte’ye yüklüyor, dünyası onun etrafında dönüyor ve olayları onunla bağdaşlaştıramadan yorumlayamıyor, başka hiçbir şey ise umrunda olmuyor onun dışında.Çünkü Lotte onunla beraber değil ve Werther’in hissettiği tek şey ise yapayalnız varlığı. Genç yaşında önünde uzanan geniş dünyayı, Lotte olmadan önceki neşeli hayatını ve daha birçok şeyi görmüyor.Kendini tamamen yapayalnız ve soyutlanmış hissediyor. Kör oluyor ve kalbindeki dehşet verici ağrı yüzünden dar bir alana sıkışıyor. Her yanını sarmış ölüm düşüncesinin tüm acılarını yutacağını umut ederek ise kendi hayatına son veriyor.

Werther’in ona gülümseyip,umut verdiği sıralarda saadetine sebep olan Lotte,gerçek yüzünü nişanlısının yanında gösterip Werther’e rest çekerken de kendisinin felaketine sebep oluyor.Bu da kahramanımızın ruhsal sağlığını bozuyor.

Bu aşk tamamen saplantılı ve hastalıklı bir duruma dönüşüyor çünkü Lotte olmadan gayet iyi ve sağlıklı iken, Lotte hayatına girip kendi gelgitli davranışlarıyla Werther’i de uçuruma sürüklerken,psikolojisini altüst ettiğinin hiç farkında değil. Werther’in gördüğü ilgi ile mutlu olup ertesi gün reddedilerek mutsuz olduğu,sürekli değişen ve net bir ad konulamayan Lotte ile olan bu ilişkisi,ruhsal sıkıntıları beraberinde getirip Werther’i hasta etmiştir.İntihardan başka da bir yol gözükmüyordur karakterimizin açısından, zaten ruhsal sağlığı çoktan etkilenmiştir. Acıları kapasitesini aşmaya başlamıştır.

Werther’i hiçbir şekilde kurtaramazken, Goethe kendisini Werther’i kurban vererek kurtardı bu aşktan. Çünkü içimizde yaşadığımız tüm sıkıntıları elimizdeki kalem ile yazıya dökmediğimiz sürece net bir şekilde bakamayız ve yorum yapamayız,ne yaşadığımızın farkında olamayız.İçindeki tüm o sıkıntıları,o gelgitli durumu yazıya döktü ve kendisi kurtuldu,tüm bu acıları yüklediği Werther’i ise intihar ettirdi yani kendisini kurtarıp yeniden bir sayfa açarak Werther’i acılarıyla birlikte sildi.Tüm o acılar Werther ile birlikte dünyadan göçüp gitti sanki.

Son olarak, Nietzsche’den bir alıntıyla bitirmek istiyorum bu yazıyı:

‘’Ümitsizlere ilaç,ruhlara da doktor yoktur.’’

‘’Bu saadeti dibine kadar yaşıyor olmak sanatımı olumsuz etkiliyor.Ne bir çizgi çekebilirim ne de bir resim yapabilirim.Ama bunun yanında,hayatımda hiçbir zaman kendimi şuan olduğumdan daha fazla sanatçı hissetmedim.’’ (syf: 19)

‘’Sonsuz derecede lütufkar sadece tabiattır ve ulu sanatçıyı da ancak o terbiye eder.’’ (syf: 31)

‘’Tanrı’nın bizim için her gün hazırladığı iyiliğin tadına varacak kadar açık bir kalbimiz olsaydı,geldiğinde kötülüğü de kaldıracak kadar gücümüz olurdu.’’ (syf: 61)

‘’Size çok benziyor sevgili Lotte,birini size benzetmek mümkünse tabii.’’ (syf:122)

METAFORLAR

‘’Çok yakınına gelen tüm gemiler tüm demir materyallerini mıknatıslı bir dağa kaptırırlarmış. Çiviler dağa doğru uçuşurken,zavallı adamlar üst üste devrilen tahtaların arasında ölür giderlermiş.’’

Biraz karışık bir metafor olmuş ama şöyle açmayı düşündüm;

Mıknatıslı dağ: Dağ kesinlikle Lotte çünkü metafordaki tüm olay dağın etrafında gerçekleşiyor. Werther’in Lotte’ye olan büyük aşkı gibi de bir çekim kuvveti var mıknatıslı olduğu için.

Demir materyaller: Materyalleri, Werther’in karakteri ve kişiliği olarak düşündüm çünkü gitgide ruhsal bozuklukları başlıyordu ve eski neşeli kişiliğini kaybediyordu.

Gemi:  Werther’in kendisi.

Çiviler: Werther’in gün geçtikçe artıp saplantıya dönüşen aşkı.

‘’Yanında yürüyor ve yoldan çiçek topluyordum.Çiçekleri dikkatlice getirerek bir demet yaptım ve demeti esip giden rüzgara bıraktım.Sessizce aşağı doğru uçmasını izledim.’’

 

Yoldan topladığı çiçek: Lotte’ye karşı olan hisleri,bunları dikkatlice muhafaza etmeye çalışıyor zaten.Sürekli de çiçek toplayan bir adamın elindeki çiçek sayısı gibi artıyor.

Esip giden rüzgar: Lotte’nin Werther’e karşı olan tavrı.Çünkü tıpkı bir rüzgar gibi,nereden ve ne zaman eseceği asla belli olmuyor.Dengesiz tavırlarıyla hem  toplanılan çiçeklere zarar verip uçuruyor,hem de bütün bunları Werther’in gözünün önünde yapıyor.Sessizce uçup gitmesini izliyorlar.

Yapılan demet: İkilinin ilişkisi.En sonunda esip giden rüzgara bırakılıyor çünkü.

Ayrıca,kitapta Lotte ile Werther’in beraber altına oturup vakit geçirdikleri ve Werther Wahlheim’a döner dönmez aklına gelen,anlamlar yüklediği ceviz ağacına da bir göz atmak gerekiyor.

Ceviz Ağacı: Ceviz ağacı sülfür gazı salgılar. Havadaki diğer gazlardan daha ağır olduğu için dibe çöker ve cevizin altında oturanı sersemletir.Bu yüzden altına herhangi bir bitki ekilmez.Halk arasında ise ceviz ağacının altında oturanların ‘’erken yaşta öleceği’’ söylenir.

Buradan, Werther’in intiharına gönderme yapıldığını anlayabiliriz. Kendisi de sürekli söylüyordu zaten, ‘’Bu sevda mezarda değil de nerede bitecek…’’

‘’Yolu olmayan bir ormanda yürüyerek bedenimi parçalayan parça parça dikenlerden kendime yol açmak beni mutlu ediyor.’’ ;

Yolu olmayan bir orman: Werther ve Lotte ilişkisi.

Parça parça dikenler: Lotte.

Tıpkı Werther’in başka mektuplarında da dediği gibi,onun saadetine sebep olan şey aynı zamanda felaketine de sebep oluyor.

‘’ Siz insanlar,” diye haykırdım, “bir şeyden söz ederken, ‘bu yanlıştır, bu doğrudur, bu iyidir, bu kötüdür’ diye kestirip atmadan yapamazsınız. Bu ne demektir? Herhangi bir olayın asıl nedenlerini araştırdınız mı? Bu olayı doğuran, önüne geçilmez hale koyan sebepleri arayıp buldunuz mu? Eğer bunu yapsaydınız, hükümlerinizde bu kadar aceleci olmazdınız.” (syf: 85)

“Tanrı’ya, onu bana bağışlaması için dua edemiyorum; ama yine de o sanki bana aitmiş gibi geliyor. Tanrı’ya, onu bana vermesi için dua edemiyorum; çünkü o bir başkasına ait. Acılarımla eğleniyorum artık.” (syf: 160)

‘’Sabahları uyanıp parıldayan güneşi gördüğümde, “Al işte, yine cenneti andıran bir gün ve yine insanlar bunu mahvedecekler”diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.’’ (syf: 87)

‘’Ben bir seyyahım,sadece bir dervişim yer yüzünde! Daha fazlası olduğunuzu mu zannediyorsunuz?’’ (syf: 139)

Johann Wolfgang von Goethe

28 Ağustos 1749 yılında Frankfurt’ta, varlıklı bir ailenin tek erkek çocuğu olarak dünyaya geliyor Johann Wolfgang von Goethe. Genç yaşında Fransızca, Antik Yunanca ve Latince öğreniyor. 18 yaşına geldiğinde babası hukuk okuması için onu Leipzig’e gönderiyor ve Goethe orada birçok yazar ile tanışıyor. İnsanları tanımayı ve anlamayı öğreniyor bu sayede. Yani, tanıştığı yazarlar ve sanatçılar kendi kişiliğini de etkiliyor ve edebi kişiliğinin oluşmasına olanak sağlıyorlar. Fakat Leipzig’deki üçüncü yılında ağır bir hastalığa yakalanıyor ve evine dönmek zorunda kalıyor. 1774’te, yirmi beş yaşında iken iki haftada yazdığı ilk romanı Genç Werther’in Acıları, Alman edebiyatında ‘’Sturm und Drang’’ olarak bilinen Coşkunluk Akımı’nı başlatıyor. Aynı zamanda bu roman Young Goethe in Love ismiyle film oluyor ve Goethe bu romanı yazarken, ölen arkadaşı Karl Wilhelm’den ilham alıyor. Ertesi yıl Weimar dükü tarafından Weimar’a çağırılıyor ve dük Karl August’un özel elçilik danışmanı oluyor. Aynı zamanda, Weimar’a gittiğinde tekrardan Genç Werther’in Acıları romanında aşık olduğu kadın olarak yazdığı Lotte yani Charlotte von Stein ile tekrardan görüşüyor ve ikilinin bu ilişkisini ise Thomas Mann’ın Lotte Weimar’da kitabında kaleme alıyor. Artık Lotte ile aralarında ne geçtiyse, 1786’da aniden istifa ederek İtalya’ya gidiyor. İtalya’da Eski Yunan ve Roma sanatını yeniden tanıma olanağı buluyor. 1794’te Friedrich von Schiller ile tanışıyor ve ikili büyük bir dostluk kuruyor. Her iki yazar da Alman edebiyatının en önemli isimlerinden sayılıyorlar.1770’de başlayarak öldüğü yıllara kadar yazmayı sürdürdüğü Faust isimli eserinin yazarın başyapıtı olduğu düşünülüyor. Ayrıca tevhit inancına inanıyor ve Kuran’ı 1809 yılında hatim ediyor. 210 IQ ile gelmiş geçmiş en zeki insan unvanına sahip olan Goethe, 22 Mart 1832’de Weimar’da hayata gözlerini yumuyor fakat ölen sadece bedeni oluyor; ruhu eserleri okunup yorumlanırken hâlâ yaşatıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir