info@okuyanbilir.com

Kürk Mantolu Madonna

Ben kürkünün ağırlığı altında ezilen kadın. Hayatın onu soktuğu kalıplar arasında nefes almaya, yaşamaya çalışan, bir resim çerçevesine sıkışıp kalmış kadın. Evet, benim. Doğru bildiniz. Raif Efendiʼnin sorgulamadan peşinden gittiği tutkusu, Maria Puder. Bu biricik, sadık adamı neden öyle ortada bırakıp gittiğim hepinizde bir sorudur gider, bilirim. Ona “Dünyada tek bir insana inanmıştım. O kadar inanmıştım ki bunda aldanmış olmak ben de artık inanmak kudreti bırakmamıştı.” cümlesini kurdurtacak
kadar. Ama dostlarım, ben dıştan kürkümün verdiği dominant görünümün altında takati kesilmiş, mecali kalmamış bir kadınım. Binbir gece boyunca yarına çıkamama ihtimaline rağmen hala içinde koca bir umut, masal anlatmaya devam eden Şehrazat kadar güçlü değilim. Ah canım Şehrazat. İçindeki o umudu; umutları yarım, hevesleri kursaklarında kalmış, doğurdukları varlıklar tarafından imtihan edilen diğer tüm kadınlar için koruyan güçlü kadın. Ama dostum Şehrazat, bu Anadolu öyle bir coğrafyadır ki çok
fazla kadın diri diri gömüldüğünden veyahut genç yaşta koparılıp, solup gittiğinden toprak bile dişidir, anadır, Anadoluʼdur. Doğurduğun, belli bir yaşa kadar kendi sütünden, canından verdiğin varlıklar tarafından imtihan olunmak bu coğrafya kadınlarının kaderidir. Bu yüzdendir ki verimsizdir Anadolu, çoraktır. Buna da kadının intikamı denir. Ah işte tam burada kelimeler kifayetsiz can dostum… “Batıda hayaller gerçekleştirmek için kurulur, Doğuda gerçeklerden kaçmak için.” der sevgili Gonçarov, Oblomovʼunda. Coğrafya işte tamda bu yüzden kaderdir, kederdir. Öyle olmasaydı bu güzel adam, Sabahattin Ali, Kırklareliʼnde kafası taşla ezilerek katledilir miydi hiç? Naaşı bile kaybedilir miydi? Çok sevdiği memleketinde bir mezarı bile olmaz mıydı? Fakat mezar bile çok görülen bu güzel adama, kızı Filiz Istranca dağlarında babasının insandan kaçışına ve yalnızlığına denk, onun sözlerinin kazındığı bir kayayı mezar yaptırdı. “Başım dağ, saçlarım kardır. Benim
meskenim dağlardır.”

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       İlayda GÜLŞEN  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir