info@okuyanbilir.com

PALTO

PALTO

 Palto kitabı Nikolay Vasilyeviç Gogol tarafından 1842 yılında kısa hikâye olarak yayımlanmıştır. Kitabın genel konusu toplumdan soyutlanmış karakter olan Akakiy Akakiyeviç’in memur yaşamı sürüp, kendi iç dünyası ile savaşırken yaşadığı sürtüşmeler ve zorluklardır. Yazar kitapta gerçekçi bir üslup kullanmıştır. Bununla birlikte Gogol kitapta, memur hayatı üzerinden küçük insan figürünü işleyerek dünya üzerinde ilk küçük insan figürünü işleyen yazar olmuştur.

 Palto bu kitapla birlikte, yaşadığı dönemde olan aydın kesim ve Rusya halkı tarafından tepkilere maruz kalmıştır. Olayın bu kötü tarafı olmasına rağmen Palto kitabı edebiyatın mihenk taşı olarak görülür. Rus roman yazarı Dostoyevski Palto için Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.” demiştir.

“İnsanın görünen yüzünün arkasında ne çok kalabalık yattığını, kalbinde ne kadar çok barbarlık barındırdığı gerçeği bir tokat gibi yüzüne yeniden çarptığında üzerine bir titreme gelirdi. Ah sevgili Tanrım, herkesin kusursuz zannettiği en saygıdeğer adamlarda bile yok muydu bu?” (Sayfa:18)

“Temeli olmayan bir şeye nasıl yama yapayım be adam?! Bu kumaş erimiş bitmiş! Örümcek ağı gibi savrulup gidecek bir rüzgarda!” (Sayfa:31)

“Hatta alfabede özel harfleri vardı. Bu harflere denk geldi mi sonsuz bir haz duyardı; bıyık altından güler, gözlerinin içi parlar ve dudakları da kalem tutan eli gibi o harfi yazardı.” (Sayfa:18)

“Bu bakımdan eski iyi geleneklerine ve babadan kalma adetlerine bağlı kalmış ve kavga ettiklerinde karısını zındık ve Tanrı’nın lanet ettiği Alman olarak nitelendirmekten geri kalmamış.” (Sayfa:26)

METAFORLAR

Eski Palto ve Yeni Palto Metaforu

 Palto ile aslında günahkar bir insanın günahlarından temizlenme çabası sembolize edilmiştir. İncil ayinlerinde olan Adem ile Havva’nın Tanrı’nın sözünü hiçe sayarak kendilerini incir yaprakları ile örtmeleri ele alınmıştır. İncil kitabında günahkar insanın durumunu “bütün doğru işlerimiz kirli paçavra gibi” (Yeşaya 64:6) diyerek eski ve yırtık pırtık kıyafetli insanın, bunu değiştirip yenilenmesini istemesi, kıyafetini değiştirmek istemesini de “Rab bana kurtuluş giysisini giydirdi, beni doğruluk kaftanı ile örttü” (Yeşaya 61:10) şeklinde anlatmaya çalışmıştır.

 Gogol da bu kitapta kahramanının eski paltosunu yenisi ile değiştirmek isteyip onu yeni ve iyi bir adam olmasını istemiştir.

  Akakiyeviç’in yeni bir paltoya ihtiyaç duyana kadar nasıl olurda paltosunun eskidiğini görememesi ise insanların günahlarını sadece hayatlarının bazı belli dönemlerinde fark etmeleri ile açıklanabilir. Yani yeni bir palto ihtiyacı aslında günahkar insanın Tanrı’dan af dilemek istemesi şeklinde yorumlanabilir. Bu durumda yeni bir paltoya kavuştuğu günde onun kurtuluş günü olacaktır.

Don Metaforu

  Akakiyeviç karakteri yeni bir palto alma ihtiyacını donun iyice sertleştiği bir dönemde fark etmiştir. İnsanlar dondan korunma ihyacı hissediyorlardır. Don bu kitapta, bütün insanlığı yanlış yola saptıran, herkesin düşmanı olan şeytanı sembolize etmektedir. Zengin olan kesim ise dondan diğer insanlar gibi etkilenmezler. Çünkü bu, kendini üstün gören insanların paltolarının, günahlarını fark edemeyecekleri kadar kalın olmasıdır.

Terzi Metaforu

 Akakiyeviç’in yeni bir palto isteği ile gittiği terzi ise bir papayı sembolize etmektedir. Hatta terzinin geniş ve boyasız bir masası olması da yetkisine yapılan bir vurgudur. Terzinin eski paltoya yama yapmak istememesi de Hz. İsa’nın günahkar bir insanının durumunu “Hiç kimse eski giysiyi yeni kumaş parçasıyla yamamaz. Yoksa yeni yama çeker, eski giysiden kopar, yırtık daha beter olur” (Mark 2:21) sözü ile açıklanabilir. Yani kişi günahlarından tamamen arınmak istiyorsa yeni bir benliğe, kitaba göre ise yeni bir paltoya muhtaçtır.

Enfiye Kutusu Üzerindeki Resim

 Terzi Petroviç’in papayı temsil etmektedir. Terzinin enfiye kutusu üzerindeki general resmi ise Tanrı’nın yüzünü ifade eder. Akakiyeviç bayıldığında o resmin karşısına çıkması ve onunla öfkeli konuşması ise Tanrı’nın günahkar kişilere haklı öfkesini sembolize etmiştir.

“Yeryüzünden kaybolan bu varlık, iş arkadaşlarının alaylarına hoşgörüyle sabretmiş ve ardından olağanüstü bir iş becermeden soğuk kabrin yolunu tutmuştu. Fakat yine de, ölmeden kısa süre önce de olsa, paltosunun varlığında ona daha iyi bir dünyanın aydınlık muştusu görünmüş, bu palto kısa bir süreliğine de olsa garip yaşantısını zenginleştirmişti.” (Sayfa:67)

“Akakiy Akakiyeviç bugünü hayatının bayram günü olarak kabul etti.” (Sayfa:45)

“Hangi gün olduğunu bilmiyorum, tel bildiğim kahramanımızın yaşadığı günlerden en güzel olanıydı, Petroviç’in paltoyu dikmeyi bitirdiği gün.” (Sayfa:42)

“Tüm varoluşu böylelikle bir mana kazandı; sanki evlenmiş, artık yalnız değilmiş de yanında başka birisi, onunla aynı yolda yürüyen bir hayat arkadaşı varmış gibi hissediyordu.” (Sayfa:39)

Nikolay Vasilyevic Gogol

 Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı Nİkolay Vasilyeviç Gogol 31 Mart 1809’da Ukrayna’nın Soroçinski köyünde doğmuştur. Ortak halli ve toprak sahibi bir ailenin oğludur.

 Edebiyat ile ilk tanışması lise zamanlarında edebiyata olan ilgisini fark etmesiyle birlikte başlamıştır. İlk yazılarını o dönemde yazmıştır. Okul bitince hayali olan şehir Petersburg’a gitmiştir.

 Bu şehirde umduğunu bulamamış ve düşük maaşlı memur olarak yaşamını devam ettirmeye karar vermiştir. Daha sonrasında 1831 yılında “Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları” adlı öykü kitabını yayımlamıştır. Bu hikayeyle birlikte Puşkin ile tanışmıştır ve onun etkisi altında kalmıştır.

 Yazar 1835 senesinde “Mirgorod ve Arabeski” kitaplarını yayımlamıştır. Bu kitaplarını Kazak geçmişini ele alarak yazmıştır. Ardından büyük komedisi olan “Müfettiş” kitabını yayımlaması ile birlikte bürokrasiyle alay edince tepkilere maruz kalmıştır ve vatanından ayrılmak zorunda kalmıştır. Puşkin’in ölümü ile birlikte büyük bir üzüntü yaşamıştır ama kariyerinde daha ilerlemeye başlamıştır.

  Bir süre sonra “Ölü Canlar ve Palto” eserlerini yayınlamıştır. Özellikle Palto kitabında hükümeti eleştirmiştir. Asıl amacı başarısız devlet adamları hakkında halka ışık tutmaktır. Gelen tepkiler onu psikolojik olarak yormuştur ve bununla birlikte dindar bir hayat sürmeye başlamıştır. Ardından gerici bir rahibin etkisi ile Ölü Canlar’ın ikinci cildini yakmıştır. Bu olaydan sonra da 4 Mart 1852’de vefat etmiştir.

Başlıca Eserleri;

-Palto

-Burun

-Bir Delinin Hatıra Defteri

-Müfettiş

-Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları

-Ölü Canlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir