info@okuyanbilir.com

YAŞLI ADAM VE DENİZ

“Ümidiyle inancını hiç yitirmemişti aslında ya şimdi tekrar hızlanan bir esinti gibi tazeleniyorlardı”
-Ernest Hemingway
Sizde hayatta Hemingway’in dediği gibi umudunu kaybetmeyen, en ufak bir ışıkta bile o ışığa yürüyenlerdenseniz doğru adrestesiniz.
Aslında bu cümle bütün bir kitabı özetliyor diyebilirim. Ernest Hemingway bence bu işte iyi iş çıkarmış.-Bütün kitaplarını okudum sanmayın aslında bu Hemingway’in ilk okuduğum kitabı. Bu varsayımı da bu kitaptan çıkardım.- “Bu iş” olarak nitelendirdiğim şey ise bir konuyu tek bir cümleyle özetliyor, tek bir cümle ile başka şeyler düşünmemizi sağlıyor. Cümleler o kadar kısa ve anlaşılır ki sıkılmanıza müsaade etmiyor. Kitabı okuduğunuzda ne demek istediğimi anlarsanız zaten. Belki de çoktan okudunuz ve “AA evet” dediniz bile.
Kitaptan çıkardığım o kadar çok şey var ki iyi ki de bu kitabı okumuşum diyorum. Çok fazla derine inmeden söylersem -kitabı daha okumayanlar olabilir diye- bu kitap hayatta vazgeçmeyenlerin, hedefleri uğruna her şeyi göze alanların kitabı. Bazı insanların isminden dolayı ön yargılı davranarak bu kitaba “denizcilerin kitabı” ya da “bu kitap balık tutanlar ve denizciler için ben sıkılırım, anlamam” gibi yorumlar yaptığını gördüm. Ben öyle düşünmüyorum. Bu kitabı herkes okumalı. Sadece denizciler bu kitaptan anlar diye bir şey de söz konusu değildir. Kitabı okuduğunuzda aslında “deniz” kelimesinin bir metafor olduğunu anlarsınız. Asıl anlatılmak istenen ise yukarıda da dediğim gibi vazgeçmemek; devam etmektir.
Biraz kitaptaki kahramanlardan söz edersek; aslında başı çeken yani bütün hikâyede olan kişi yaşlı balıkçı Santiago. Santiago’nun yaşamı kitapta anlatılana göre macera dolu. Sürekli çocukluğuna dönüp o mutlu olduğu anları yad ediyor adeta. Yanında da küçük dostu Manolin Santiago’nun söyleyişiyle “çocuk”. Birde beyzbol’a, beyzbol oyuncularına olan düşkünlüğü var tabi. Kitabın neredeyse her sayfasında onlarla ilgili bir bilgiye, düşünceye rastlayabilirsiniz.
Dikkatimi çeken diğer konu ise Santiago’nun yalnızlığını hep bir şekilde kendine unutturması. Bazen kuşlarla bazen avıyla bazen kendi iç dünyasıyla bazen de uzuvlarıyla konuşarak yapıyor bunu o uzun engebeli yolda. Tabi ki o da her insan gibi keşke diyor bazen.
“Keşke çocuk yanımda olsaydı…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir